Ana Sayfa Ilgaz Dağbaşı Otel Ilgaz Kayak Merkezi Hava ve Kar Durumu Basında çıkan yazılar Ayrıntılı yol haritası Güncel fiyatlarımız Ilgaz yazı Aktiviteler Foto galeri
 
ANADOLU'NUN YÜCE DAĞI "ILGAZ"
Yazı ve fotoğraflar: Saner Gülsöken

Ilgaz Anadolu'nun sen yüce bir dağısın,
Baharla yer yüzünde,
Güzellerin bağısın.
Baharla yer yüzünde...

Şarkının sözlerini mırıldanmaya başladığımızda çoktan Ilgaz Dağı'nın karlı zirvelerini görmüştük. Kasım ayının sonları olmasına karşın, içimizi ısıtan bir güneşle ulaştık dağın eteğine.

Ankara'dan 165 km.,İstanbul"dan 400 km. uzaklıkta, Batı Karadeniz Bölgesi'nin iç kesiminde yer alan Ilgaz Dağı, Kastamonu Havzası ile güneyindeki Devrez Vadisi arasında batı-doğu doğrultusunda uzanır. Aynı zamanda bir Milli Park alanı olan Ilgaz, ulaşımı kolay olmasına karşın fazlaca bir tahribata uğramamıştır.

Arabalarımızı, Kastamonu yolu üzerinde bulunan Karayolları Bakım Onarım Şefliği'nin bahçesine bırakıp yola koyuluyoruz. Sırt çantalarımızda, bizlere iki gün bir gece (açıkçası daha fazlası) yetecek yiyecek-içecek, uyku tulumlarımız ve tabii ki çadırlarımız var. Ankara'dan ayrılırken karamsarlığa iten, puslu karanlık havadan eser yok Ilgaz'da. Güneş bedenimizde dolaşıp onu ısıtırken, düşüncelerimizi ruhumuzu da okşuyor.

Toplam 10 kişi ve 2 köpek, kamp kuracağımız bölgeye doğru -tam anlamıyla- şen şakrak yürüyoruz. Doğanın güzelliği tazeliği yüzlerimize vurmuş, sohbetler, şarkılarla. Köpeklerin keyfine de diyecek yok, çam ağaçlarının arasında koşturup duruyorlar. Dağın etekleri, kara ve kızıl çamlarla örtülü, 2000 metre ağaç sınırından sonra ise alpin bitkiler başlıyor. Ne yazık ki bahar ve yaz aylarında ortalığı kaplayan, aralarında bölgenin doğal bitkisi olan "orkide" lerin de bulunduğu, rengarenk çiçeklerden eser yok, Ilgaz'da. Şimdilik çamların nefis kokusuyla yetiniyor, baharda tekrar gelmeli buralara diye konuşuyoruz.

Kamp kuracağımız yer, ovanın hemen üstünde, ağaçlarla korunaklı. Çadırlarımızı kurarken, ertesi gün çıkmayı planladığımız zirvelere bakmaktan alamıyoruz kendimizi. İki zirvesi var dağın, Büyük Hacettepe ya da Koca Ilgaz 2.587 metre ve Küçük Hacettepe diğer adıyla Çatal Ilgaz 2.546 metre. Karlı zirveler bulutlar arasında kaybolup-görünürken, sanki oyun oynuyor bizlerle.

Çadırlar kuruldu, yolun ve yürüyüşün yorgunluğunu atmak kalıyor geriye. Matlar seriliyor, kamp ocakları açılıyor, önce iyice acıkan karınlarımız doyuruluyor. Arkasından her ocaktan başka bir koku, çay-kahve-ıhlamur. Tercihim kahveden yana. Ormanın doğal seslerini dinlerken içilen sıcacık kahvenin tadı ise bir başka güzel.

Ortamın dinginliği yemeğin rehavetinden kurtulmamız kolay olmuyor. Yine de, hava kararmadan önce uzun bir yürüyüşe çıkıyoruz. Eğer Ilgaz'a gelmişseniz ve hareket istiyorsa canınız, yürüyüş dışında da alternatifiniz var. Aralık-Mart ayları arasında kayak yapmak mümkün hem de -hiç ağaç kesilmeden yapılmış- üç doğal pistte. Tur kayağı meraklıları dağın eteklerinde rahatlıkla gezinebilirler. Eşiniz ya da sevgilinizle romantik saatler geçirmek isterseniz, o da mümkün. Atlı kızakla, altınızda beyaz bir örtü, nal ve kuş sesleri arasında, çam ağaçları arasında bir tur öneririm size. Konaklama seçenekleri ise size kalmış; Çadır, lüks bir otel ya da kamu kuruluşlarına ait tesisler.

Yürüyüş sonrası, çadırlarımıza döndüğümüzde, soğuk iyice hissedilir olmuştu. Yemek hazırlıkları ardından sıcak içecekler. Üşüyen bedenlerimizi, ocaklarımız etrafında yaptığımız sohbetlerle ısıttık. Sessizlik anlarında ise bize eşlik eden, ormandan gelen ürpertici rüzgar ve hayvan bağırışları.

Gece sohbetlerle uzadıkça uzadı ama bu sabahın erken saatlerinde uyanmamızı engellemedi. Duru, temiz pırıl pırıl bir havaya uyanmak, biz Ankara'lılar için her zaman olası değil. Kahvaltı yaparken olabildiğine keyfine varmaya çalışıyoruz, bulunduğumuz ortamın. Sonrasında yürüyüş hazırlıkları, zirve ve rotamızla ilgili bilgiler veriyor, deneyimli dağcı arkadaşlarımız. Ve yola koyuluyoruz. Bir gece önce bize katılan arkadaşlarla beraber 15 kişi, 1 çocuk ve 3 köpek.

Ilgaz Dağı'nın zirvelerine çıkmayı denemek için, rota bilgisi ve yön duygusunun gelişmiş olması, iyi bir kondisyon ve çok ama çok dikkatli olmak gerek. Tabii basit temel yürüyüş kurallarını da bilmek ve uygulamak zorunda insan. Rotada orman içi yolların olması ve uzunluğu, rota bilgisi ve yön duygusu gerekliliğini ortaya koyuyor. Uzun ve finale doğru iyice dikleşen yol, düşük kondisyondakilerin dinlenme sıklığının artmasına yol açıyor. Engebeli arazi ve dik patikalarda, her atılan adıma özen göstermeli. Çiğ ile ıslanan zemin, kimi yerlerde buz ya da kar ve ayak altından kaçıveren taşlar, her an kayıp düşüvermesine neden olabilir, yürüyüşçünün.

Dağın klasik rotasından çıkıyoruz. Gruptaki kopmaları önlemek için, sık molalar vererek 3 buçuk saatte ulaşıyoruz zirveye. Küçük Hacettepe zirvesine kış gelmiş. Son metrelerdeki kar, rüzgar nedeniyle erimiş ama buradaki soğuk iliklerimize işliyor. Yine de bir şeyler atıştırıp dinleniyor ve dönüş için enerji topluyoruz. Dönüş kolay gibi görünüyorsa da eğim ve yorgunluk risk faktörünü artırıyor.

Kamp yerimize ulaştığımızda, herkesin yüzünden, keyifli yorgunluğunun yanı sıra huzur da okunuyor. Köpeklerimiz ise halen koşturup duruyorlar, enerjilerine hayran olmamak elde değil. Pazar gününün öğleden sonrası, artık dönüş zamanı. Vücutlarımız yorgun ama dinç, ruhumuz düşüncelerimiz tazelenmiş olarak Ankara yolunu tutuyoruz.

Ilgaz Dağı'na yılın tüm mevsimlerinde gidilebilir. İlk yağan karlarda ayak seslerinizi dinlemeye, kışın soğuğunu iliklerinizde hissetmeye, bahar çiçeklerini koklamaya ya da yaz güneşinde çamların serinliğinde dinlenmek için. Dağ tüm el değmemişliğiyle, sevecenliğiyle bağrına basacaktır sizi. Ve lütfen o haliyle bırakın sizler de onu; bakir, temiz ve onca yaşına karşın taze...