
Ilgaz, Anadolu'nun büyülü dağı
Alışılagelmiş ve çok bilinen yörelerden farklı bir tatil beldesine doğru bir yolculuğa çıkmak istermisiniz?
Yanıtınız "evet" ise, yapmanız gereken tek şey var. Kastamonu'ya yarım saat uzaklıktaki Ilgaz Kayak Merkezi'ne gitmek.
Her mevsimin ayrı bir güzellikte yaşandığı bol oksijenli tertemiz havası, kristal berraklığında suları, zengin orman örtüsü, yeşilin binbir tonuyla mavi gökyüzüne sanki değecekmiş gibi görünen dağlarıyla doğanın insanoğluna karşı cömertliğini sergileyen Ilgaz Kayak Merkezi, gelen konuklarını adeta büyülüyor.
Dört mevsim ayıi bir güzellikte yaşanır Ilgaz Dağı. Özellikle sonbahardan başlayıp ilkbaharın son günlerine kadar binbir şekle giren muhteşem doğası, hayal edilemeyecek güzellikler sunuyor ziyaretçilere.
Ilgaz Dağı hiç bozulmamış bitki örtüsü, vahşi orman yaşamını doğanın ve tatilin keyfini çıkarmak isteyenler için en uygun yer.
Herşey göz alabildiğine beyaz... yer, gök, ağaçlar, insanlar...
Tanrı baba'nın tek işi var. Sabah çok çok ince, toz gibi...Az sonra irice, lapa lapa... Öğleye doğru rüzgarın eşliğinde iki sevgili gibi sarmaş dolaş... Akşam iş dönüşü yorgunları gibi ağır ağır...
Bir gün içinde karın bu kadar çok çeşidini görmemiştim...
Ertesi sabah erken saatlerde doğa yeni bir güne başlarken, penceremden baktım, yüreğim daraldı. Çünkü gökyüzü kapkaranlıktı. Sonra içim coşkuyla doldu, çünkü yerler bembeyazdı... Güneşten önce kar aydınlatmıştı Ilgaz dağını...
Kayak yapmayı beceremediğim için bende Ilgaz Kayak Merkezi'ni dolaşmaya karar verdim...
Geniş bir vadinin iki yanında ilkokul çocuklarının boy boy sıraya geçmeleri gibi dik yamaçlı dağlar ve dağların arasında ağaç kümeleri, esen rüzgarla birlikte bazen vals yapıyorlar, bazen kayak yapanları izliyorlardı...
Bambaska bir dünya...
Bende ağaçlara heveslendim ve kayak yapanları izlemeye koyuldum. Sonra sıkıldım, kayak yapanları seyretmekten vazgeçip otellerin arasından ormana doğru ilerleyip insanlardan, araçlardan herşeyden uzak Ilgaz dağının kucağına atıverdim kendimi...
Biraz yürüdükten sonra yolun 10-15 metre sağında-solunda alabildiğince sık, güzel bir ağaç kümesinin ortasında buldum kendimi...
Rüzgarla birlikte birbirlerine dokunup dallarındaki karları temizliyorlardı adeta...
Bir ara başımı gökyüzüne doğru kaldırdığımda gözüm, ucu bucağı görünmeyen mavi gökyüzüne sanki değecekmiş gibi görünen dağlara takıldı. Önümde bambaşka bir dünya seriliydi... Kavisler çizen yumuşak eğimlerle dolu öbek öbek ağaçlar hemen arkasında yine boy sıralamasına girmiş sivri tepeler...
Herşey yemyeşil ve bembeyaz... İnsan güzellikleri gördükçe daha da güzelini istiyor hep... Ilgaz Kayak Merkezi'ndeki doğa saklambaç oynayan, koşuşturan çocuklar gibi...
Bu doyumsuz doğayı biraz daha görmek için gezimize yol boyu devam ediyoruz... Tatlı bir yokuşla başlayan gezimiz sırasında dağın yamacında yükselmeye başlayan yolun iki yanında greyderlerin kürediği öbek öbek kar yığınlarının yanından geçiyoruz...
Boncuk boncuk eriyen karlar
Güneşe bakan güney yamaçlarda, erimeye başlayan karın altından yer yer yüzünü gösteren kara toprak ve boncuk boncuk eriyen kar taneleri. Ilgaz dağının kuzey yamaçları tepeden bakıldığında ütüsü bozulmamış beyaz gömlek gibi, parlayan güneşin altında bembeyaz uzanıyor...
Dere yataklarına yakın yerlerde karın üstündeki yabani hayvanların izlerine rastlıyoruz... Sayısız S'ler çizerek izleri takip ediyoruz bir kaç yabani hayvanın dışında yaban keçisi, yaban domuzu, ayı, tilki, çakal, tavşan, sincap, geyik, sansar gibi hayvanların bu dağda özgürce yaşadığını öğreniyoruz.
Güneş son ışıklarıyla Ilgaz Dağı'nın zirvesini kırmızıya boyayıp başka yörelere doğru yola çıkmaya hazırlanıyordu... Bize, hava kararmadan gitmemiz gerektiğini hatırlatır gibiydi sanki...
Dönüşte, kimi yerlerde ağaçların, sık ormanların arasından geçerken karşı yamaçlarda yürüyen sislerin büyülü görüntüsü ile coştuk. Ara ara başını gösteren güneş, ağaç yapraklarında yansıyan ışığıyla dal uçlarından içe doğru sarının ton ton nasıl yeşile dönüşebileceğini gösteriyordu bize.
Güneş ışığında parıldayan yaprakların ıslaklığı gözümüzü kamaştırıyordu...
Bu doğa güzelliğini içimize sindire sindire, doya doya seyredip geriye döndük diyeceğim ama, böylesi güzelliğe hiç doyulur mu?
Öyle bir güzellik ki ne kadar baksak insanın bu doğaya açlığı daha da artıyor... Ilgaz Dağı'nın o güzelliğini istemeyerek de olsa arkamızda bırakarak tatlı bir yorgunluk içinde otele vardık.
Bu yorgunluğu üzerimizden nasıl atarız diye kendi kendime hayıflanırken Ilgaz Dağbaşı Otel görevlilerinden Eray, Yeliz ve Selçuk bey otelin bahçesinde yakılan meydan ateşinde kıpkırmızı olmuş közlerin üstünde olgunlaşmış kızıl saçlı sucuklar, yarım ekmeğin içine kıvrılıp yatmış ve ye beni der gibi duran iri iri köfteler... Yanında esmer kola, sarışın fanta ve hemen yanıbaşında fokurdayıp duran kocaman bir demlik çay ve sıcak şarap. Partiye katılmamızı önerdiler...
Dagin zirvesindeki renk cümbüsü
Hiç tereddüt etmeden kabul ettik. İyi ki de onlar önermişler, bizler de kabul etmişiz. Yarım saat içinde karnımızı tıka basa doyurduktan sonra yeniden yola koyuluyoruz. Gezimizi henüz tamamlamamışız. Daha göreceğimiz öyle çok yer var ki?
Beş dakikalik bir yürüyüşten sonra o muhteşem Ilgaz Dağı'nın gece 22'ye kadar açık telesiyeji ile 2000 rakımlı Zirve Cafe'ye çıkıyoruz.
O eşsiz güzellikteki manzara ayaklarımızın dibindeydi şimdi... Manzarayı anlatmaya kalksak ne kadar başarılı olabiliriz? Görmek gerekiyor...
Özellikle gün batımında Ilgaz Dağı zirvesindeki renk cümbüşü görülmeye değer...
Gördüğümüz bu manzaranın, inanilmaz bir hızla, birbirini ilk kez gören insanları kaynaştırıcı özelliği de var... İnsan kalabalıklığından politikadan, stresten, sıkıcı TV dizilerinden, futbol maçlarından uzak ve tüm bunlardan hiç sözetmeden herkes birbiriyle koyu bir sohbete başlıyor.
Doğaya dokunmak, doğayı hissetmek, onunla hiç bir etki altinda kalmadan çırılçıplak birebir bir iletişim kurmak ve onunla bütünleşmek... İşte doğanın gizemi burada...
Zaten insanda doğanın bir parçası değil mi? Huzurun, hüznün ve ruh dinginliğinin yaşandığı bu tatil beldemizde özellikle büyük şehirlerin gürültüsünden, trafiğinden ve betonundan kaçıp doğa ile baş başa kalmak isteyenler için ideal bir tatil beldesi... Doğanın insan eliyle bozulmadan öylece kaldığı ve Uludağ Kayak Merkezi'ne her anlamda rakip olma yolunda uğraşlar veren Ilgaz Kayak Merkezi'nde , güne kuş cıvıltılarıyla başlayıp geceleri Ağustos böceklerinin çıkardığı ve kulağa hoş gelen ruhunuzu okşayan sesleriyle uyuyabilirsiniz...